İlk sayı öncesi hazırlıklar: Logo

Deneme logoları arasında en çok sevileniydi bu.

Deneme logoları arasında en çok sevileniydi bu.

Tepeye not: Bu sayfada Boo! Dergisi’nin ilk deneme logoları görülmektedir. Daha fazla deneme vardı ancak kayıplara karıştı.

Derginin ismini belirledik, lakin sırada logo yapmak lazım gelir. Nasıl olacak? Kadroda grafik olaylarından anlayan bir de Cihan Turhan vardı, birkaç isim, Tansu ya da Deniz, hatırlamıyorum, kendisini de işin içine katıp kaçmışlardı. Ondan sonra beraber logo üzerinde fikirler üretmeye çalıştık. Ben yazı tipi arşivimi açtım, tip beğenmeye baktım. Bir yandan Cihan hazırlıyordu birkaç deneme logosu. Lakin bir türlü içimize sinmiyordu yapılanlar. Benim bulduğum üç boyutlumsu bir logo vardı, onu deneyeyim dedim, hatta deneme kapağı yaptım onunla. Ancak o da içimize sinmedi.

Gün geçmiyordu ki bir başka logo denemesi gelmesin. Sonra görüyorduk diyorduk “şurası şöyle olmamış, şöyle şeyler anlatmalı şunları yansıtmalı” falan filan… Tabi deneme logosu diye hepsi sineye çekiliyordu. Alınganlık olmuyordu. Lakin günün birinde şahsım “yetti gayrı” diyecek, bir bayram tatilinde döndüğü memleketinde bilgisayarından uzak, internetten uzak ortamda logo için beklentilerini belirleyecektir.

Benim denediğim bir logo. Hazır yazı tipi :P

Benim denediğim bir logo. Hazır yazı tipi :P

O zamanlar ilgi duyduğum mimari yayınlara özenmekten olsa gerek, ince ve şık bir logo olsun istedim. Sonra “böyle olsun şöyle de olsun” derken, eve döndüğümde arşivimden yazı tipi bakmaya başladım. Bakıyorum bulamıyorum, saatler geçiyor… Pes edip kendim çizeyim diyorum, daha da beter oluyor. Ama sonunda hayallerimdeki yazı tipini gördüm. Cuk diye oturdu. Adını hatırlamıyorum ne yazık ki. Fakat, aradığım gibi ince, şık, zarif, modern bir yazı tipiydi. Hemen aldım onu Fireworks’e (Photoshop genelde kullanmıyorum), yazdım “Boo!” diye. Sonra çevresinden bir çember geçirdim. İşte karşımda şu anki logonun biraz ilkel hali duruyordu (sonradan kalınlıklarda oynamalar falan oldu, hafif efektler eklendi). Hemen koştum “yetiş Cihan yetiiiş! Yetiş Tansu yetiiiiiş!” diye diye kendilerinin MSN Messenger pencerelerine. İlk başta çok ısınamadılar ancak yine birtakım dayatmacı propogandalar uygulayan şahsıma karşı daha fazla diretmediler. Zaten dergideki çoğu şey bu dayatmacı politikanın eseridir heh heh. Neyse, daha sonra bu yeni logo kadro tarafından da kabul gördü. Bu sayede artık elimizde Boo! ile ilgili biraz daha somut malzeme olmuş oldu.

Tansu denemişti bunu galiba.

Tansu denemişti bunu galiba.

Bu logonun eleştirilen yanları olmadı değil tabi. Grafikle ilgilenen bazı arkadaşlarım logonun güçsüz olduğunu söylüyorlardı. Uzaktan görünmeyeceğini, okunmayacağını belirtiyorlardı. Tabi ben de dergi, bayilerde satılmadığı için bunun sorun olmadığını söylüyordum ancak yine de logo üzerinde bazı düzenlemeler yapılmasının temelinde de bu eleştiriler vardır. Mesela 7. sayının kapağından itibaren logonun yeri değiştirildi, böylece kapakta daha büyük durması sağlandı, logonun hatları biraz daha kalınlaştırıldı, arkasına efekt verilerek vurgusu arttırıldı, rengi güçlendirildi falan filan… Böylece bugünkü halini aldı. İleride neler değişir bilinmez. Bekleyip görelim. Bu da böyle klişe bir yazı bitiş cümlesi olarak yerini alsın.

Kim denedi hatırlamıyorum ama pek hazır yazı tipine benzemiyor

Kim denedi hatırlamıyorum ama pek hazır yazı tipine benzemiyor

Bunu da Cihan denemişti, lakin gazete ya da düşün dergisi çıkarmayacağımız için veto yemişti

Bunu da Cihan denemişti, lakin gazete ya da düşün dergisi çıkarmayacağımız için veto yemişti

1 yorum var

    Cihanın denediğini beğendim vallaha ben :D

Bir yorum yaz