Ali Hıdımoğlu

Boo! Dergi Resmi Blogu

Subscribe to Ali Hıdımoğlu
Technorati
del.icio.us

Archive for Eylül, 2007

Yazının resimli ve yayınlanmış versiyonu için lütfen www.boodergi.com adresinden dergiye bakınız.

Hani Uzay Yolu filmini herkes bilir, orada kabin görevlileri sürekli ekrana dokunarak işlemler yapmaktadırlar; Güvenlik kalkanları ve foton füzeleri işlemleri falan. Her çocuk, kendini bu tip bir kabin içerisinde hayal etmiştir – kendimden biliyorum.

Belki de, alışveriş yaparken veyahut yemek seçimi yaparken “ya şuradan hemen iki tıklasak da menü hazır olsa” ya da “ürünleri hem görüp hem inceleyip şuradan hemen seçsek o kadar raflarda aramasak” diye içinizden geçirmiştir siniz.

Artık hayallerimiz hiç de uzak değil. Microsoft Surface bize bunu sağlıyor. Artık klavye ve fare yok. Tamamen bağımsız bir ünite olarak geliştirilmiş olan Surface, artık bizlerle - biraz reklam gibi oldu ama hadi hayırlısı.

Temel özellikler: Surface, bildiğimiz bir masa gibi. Üzerinde yemek yene bilen bir alet. Masanın üstü yerine, 30-inch büyüklüğünde bir ekrana sahip. Gövdesinde barındırdığı bilgisayarın içerisinde, Vista işletim sistemi çekirdeği kurulmuş bu sayede ağ bağlantısı (LAN), Wireless (kablosuz ağ bağlantısı) ve Bluetooth 2.0 (portatif cihazlar için kablosuz bağlantı) yapabiliyor. Üzerinde bulunan mini kameralar ve dokunma algılayıcıları sayesinde size klavye ve faresiz bir ortamda dolanma imkânı sağlıyor.

Yapa bildiklerimiz: Bağlantıları sayesinde, üzerine yüklenen yardımcı programlar aracılığı ile sipariş verebiliriz, dijital makinelerimiz ve cep telefonlarımızdan fotoğraf yükleyebiliyor, paylaşabiliyor, video izleyebiliyor, müzik dinleye biliyoruz. Aynı anda birden çok fotoğrafa bakabiliyoruz ve istediğimiz videoyu arka planda izleyebiliyoruz. Tabi, yapabileceklerimiz bu kadar ile sınırlı değil. İçerisinde oyunlar, çocuklar için boyama programları ve bir ses karıştırma programı da bulunuyor – DJ olanlara da sesleniyorlar. Herhangi bir ödeme sırasında, kredi kartımızı sadece üzerine bırakmamız yetiyor. Kendisi ödeme miktarını seçip, kredi kartımızdan onay verdiğimizde ödemeyi yapabiliyor ki bence en rahat özelliği bu olsa gerek, şimdi kim kalkıp gidecek ki kasaya kadar.

Getirdikleri ile artık teknoloji uzmanlarının, gözlerinin döneceğini sanıyorum. Hakikaten, teknoloji artık bize daha fazla seçenek sunacak ve bunun alt yapısı şimdiden bu teknoloji ile Microsoft amcamızın eline geçti diyebiliriz.

Nereden çıktı bu Surface: Surface, hemen hop diye bir anda gökten indirmedi Microsoft, yaklaşık altı yıldır – 2001 yılından bu yana – üzerine çalışılan bir teknoloji diyebiliriz. Evet, yanlış duymadınız, altı yıldır üzerine çalışılıyor ve son halini alana kadar 85 prototipi üretilmiş.

Gelecek: Surface’in gelişme temposundaki son sürümünün tanıtımında, hayallerin kaldırabileceği bir teknolojiyi ortaya çıkarmışlar diyebiliriz. Fakat artık elle tutulur, gözle görülür bir halde. Çoğu mağazanın kasalarında ve restoranların masalarında Surface’in yapılarını göreceğiz. Şimdiden alıştırma yapmaya başlamak gerek bence. Onu oradan sürükle ve şuraya bırak :).

Tablet-pc ile hayatımıza giren dokunmatik teknolojiler, artık hayatımızın bir parçası halinde olacak. Bu pazar payı, çoğunlukla Microsoft amcamızın diyebiliriz. Fakat bakalım, ileride bu teknoloji sadece Microsoft’a özgü mü olacak yoksa farklı firmalardan, daha güzel ürünler görecek miyiz? Daha çok toy, fakat bir o kadar da güzel olan teknoloji, ilerisi için içimizi açacak öneriler de bulunuyor. Eğer pazara birkaç firma daha çıkarsa, rekabet ortamı oluşması kaçınılmaz ve unutmayalım; Nerede rekabet varsa, o teknoloji hızla gelişecek demektir.

Son bir not: Surface yaklaşık, 10.000 dolar kadar bir fiyat ile 2007’nin kış vaktinde satışa sunulacak. Şimdiden, büyük firmalar siparişlerini vermeye başladı. Daha fazla bilgi için: http://www.microsoft.com/surface/
Tags:
Eylül-10-07

Alican

posted by Panda
Geçen ev arkadaşımla otururken evin biraz sessiz vesakin olduğu aklımıza geldi. Biz de ne yapsak ne etsek de bu evi neşelendirsek derken, aklımıza eski evimizde beslediğimiz Zippo isimli kedimiz aklımıza geldi. Kendisi yavru iken gelmişti bizeve 3 ay evimizi paylaşmıştık.

Biz de, ne yapsak diye düşünürken internet aracılığı ile kullanıcılar bakamayacakları ya da yeni doan kedilerini yeni sahiplere vermek için ilanlar bırakıyorlar diye internetten bir site aracılığı ile araştırmaya başladık. Sonralarda Alican’ı bulduk tam istediğimiz gibi bir varlık kendisi.
Son derece sevdirme manyağı kendisi. Kehribar rengi gözleri, Sarı ve beyaz rengi tüyleri olan kedimizin annesi van babası ise laperm cinsi. Kendisi 2 yaşında olan Alican evimizin sevgi yumağı oldu.

Buradan eski sahibi Filiz Pakdemir’e teşekkürlerimizi ve acil şifalarımızı diliyoruz. Kendi kedisi olan Alican’ı bize zar zor emanet etti ve o bize bir miras gibi geldi diyebiliriz. Filiz hanım şu an kanser tedavisi altında ve durumu umarız iyiye gidecek.
Tags:
Eylül-5-07

Visual Studio 2010 Concept IDE

posted by Panda
Bu gün Turhal’dan bir e-posta aldım ve içerisinde ilginç bir makalenin linki bulunuyordu. Visual Studio için tasarlanmış bir IDE ekranının açıklamalı makalesi vardı. Concept 2010 adı verilen bu ekran geliştiriciler için altın değerinde olacak diyebilirim. Blix şirketi özel olarak tasarlamış ve sanırımkullanılmaya da başlanmış bir IDE görünümü. Neyse daha fazla yormadan ben direk linki vereyim ve biraz araştırın bakalım :) http://www.codeproject.com/csharp/concept_ide.asp
Tags:
Eylül-4-07

MSP Sonuçları

posted by Panda
Evet sonunda beklenen oldu ve MSP (Microsoft Student Partner - Microsoft Danışman Öğrenci) sonuçları belirlendi - daha fazla ayrıntı için http://www.msakademik.net . Ben de bu programa başvurmuştum. Üniversitemiz içerisinde benim favori olarak gördüğüm üç insan vardı bunlar arasında ben, Turhal ve yaz okulu arkadaşım Ahmet idi. Aramızdan en iyi kendini anlatabilen olarak Ahmet’i seçmişler ve 2007-2008 dönemi Karadeniz Teknik Üniversitesi MSP’si Ahmet oldu.

Kaybetmiş olsam bile bu duruma çok sevinmiş bulundum. Çünkü iki yıldır üniversitemizden bir MSP çıkmamıştı. Bunun manası artık KTÜ dışlanmış bir teknik üniversite olmiyacak ve son teknolojilerin lansmanlarında bir MSP değeri ile göz dolduracak demektir.

Sonunda üniversitemizin iyi bir tanıtıma ihtiyacı var ve bu görüş içerisinde almamız gereken çok yok var. Ahmet ile birlikte kulüplerimizin yoğun şekilde çalışması gerek.

MSP olamadık ama işi elden bırakmadık :) diyebilirim buna :D
Tags: