Ali Hıdımoğlu

Boo! Dergi Resmi Blogu

Subscribe to Ali Hıdımoğlu
Technorati
del.icio.us

Archive for the ‘Boo’ Category

Haziran-19-08

Boo! Dergi 30. Sayısı…

posted by Panda

kapak

Uzun ve yorucu bir ayın ardından, bir Boo! Dergi sayısı ile karşınızdayız. Bu ayki sayı – e artık yeni   yazarların alışması ile beraber – yine 160 küsürlü sayfa boyutlarına ulaştı.

Aynı zamanda bu gün içerisinde bildirgec.com adresinde reklam kampanyası denemesi yaparak hit oranlarını ölçmeye başladık. Ki malesef insanların dikkatini çekemiyoruz. Yani derginin okunması için en büyük desteğimiz siz sevgili okur arkadaşlarımız. Başka da büyük destekçimiz yok zaten. :)

Bu ay teknoloji sayfasına fazla özen göstermediğimi demekten de çekinmiyorum :) fakat yazılarından dolayı elmasepeti.com dan Esra hanıma teşekkür etmek isterim. Garip bir çalışma oldu ama güzel oldu diyebilirim.

Nicesi için, lütfen www.boodergi.com a girin, girdirin…

Haziran-8-08

Boo! RSS dosyası

posted by Panda

Son zamanlarda RSS dosyalarını kullanmaya çok dikkat etmeye başladım. Biraz bu kullanımda geç olduğunun farkındayım fakat en basit olarak her siteye teker teker girmeye özen gösteren bir insanımdır. Fakat son zamanlarda dediğim gibi bir çok sitede ilgimi çekecek haberlerin olduğunu farkettim ve bu siteleri diğer yazılarımda bahsettiğim gibi PageFlakes RSS okuyucusu ile okumaya özen gösterdim. (Tabi bir de Outlook’un RSS okuyucusu var ama onu dikkate almıyorum)

Bir kaç gün önce aklıma Boo!’nun neden bir RSS’i yok diye bir fikir geldi ve bunun neticesinde bir Boo! hizmeti olarak RSS reader ortaya çıkarttım. İlgilenen arkadaşlar varsa buradan bildirmek isterim. Bu arada RSS kodlaması çok basit bir olguymuş bunuda öğrenmiş oldum en azından :D

Aşağıda bu rss reader’a nasıl ulaşabileceğinizin grafiği verilmiş bulunmakta…

rss

Mayıs-18-08

Boo! Dergi’nin 29.sayısı çıktı…

posted by Panda

Editörü olduğum Boo! Dergi’nin 29. sayısını bir gece önce yayına çıkarttık. Bildiğiniz gibi 27. sayımızdan kapaksonra, online dergiler arasında “En uzun süredir yayın yapan” dergi Boo! Dergi oldu. Bu rekorumuzu da kırdıktan sonra kendimize yeni hedefler seçmemiz gerektiğinin farkına vardık. Artık bundan sonra, “En çok kişi tarafından okunan online dergi” gibi bir hedefimiz olacak. Her ne kadar çok güzel bir dergi olsak dahi, internet içerisinde Türk kullanıcılarının pek fazla rastlamadığı bir dergiyiz. Bu okunamama problemimizi aşmaya çalışıyoruz fakat sanıldığı kadar kolay bir iş değil.

Editör yazımı okumuşsanız orada da belirttiğim gibi genelde Mayıs ayları bizim için hiç iyi geçmemiştir. Fakat bu ay 158 sayfa çıkan 29. sayımız, bu sayfa sayısı ile 162 sayfalık 27. sayımızdan sonra 2. sırada. Halen bütün yazarlarımızdan yazı almadığımızı düşünürsek, gayet normal bir rakam diyebilirim.

Okumadıysanız 29. sayımızı okumanız önemle rica olmaktadır… :) www.BooDergi.com

Mayıs-8-08

İnternet Kumarı? Kumar? Hı!…

posted by Panda
Kumar nedir? 
Bildiğimiz gibi arkadaşlar ülkemizde yasaklanmış bir biçimde olan kumar halen bulunmakta…
Not: "Kumar: Bir bahis ya da temelinde şans’a yatan raslantısal bir şekilde para kazanma oyunlarına vereceğimiz genel isim… ya da TDK deyişiyle: Ortaya para koyarak oynanan talih oyunu."

Bu tip oyunların oynanması yasak fakat üklemizde halen yasal biçimde oynana bilen kumar bulunmakta. (Bknz: İddaa) Bu tip yayınlar devletin üzerinden vergi kestiği ve 18 yaşını aşkın her vatandaşımızın oynadığı bildindik fakat göz ardı edilemeyecek kadar bağımlılık yaratan bir sisteme sahiptirler. Sizin için Boo! Dergi’nin 29. Sayısında özel olarak bir "İnternet Kumarı" dosyası hazırlamaktayım. Bilindiği gibi kumar oynamak için illaki Kıbrıs’a ya da yeraltı casinolarına gitmeye gerek yok. Bir tık uzağımızda bu yayınlar…

thumb_betsson_lobby

Yazımı hazırlarken ilginç notlara ve duygulara sahip oldum. Önceden hiç bir bilgim olmayan kumar alışkanlığı? Para yatırma zavki denilen duygular, aynı şekilde para kaybetme denen duygular… bunların hepsini bir dosya haline getireceğim.

Not: Bu araştırma yazısı yazılırken yasal olmayan kumarhanelerde asla gerçek para kullanılmamış, tamamen sanal para ile oyunlar denenmiş incelenme yazılmıştır.

İlginç duygulara ev sahipliği yaptım diyorum çünkü yasal kumar olan bahis adı verdiğimiz kumarı yani halk arasında bilinen adı ile "İddaa"yı bir iki ay derinlemesine oynayan birisiyim. Sonuç olarak elimde kazanç yok. Bu da ilginç bir durum halen meteliğe kurşun atıyorum.

Kumar kasinolarının ilginç olan tarafı insanların özenmesi ve bırakıp bırakıp tekrar girmesidir. Sanal para ile bile casinolara girip oynamanızı tavsiye etmiyorum. Çünkü insan bir yerden sonra gerçek para ile katılsam nasıl olur? Görüşüne geçmeye başlıyor ve emin olun bu durumdan haz almazsınız. Kaç ailenin dağıldığını kaç kişinin varını yoğunu verdiğini ben bilirim.

iddaa_logo

Şöyle özetleyeyim kumara başladıktan sonra akınızdan geçen düşünceler sırası ile: "Paramı ikiye katlayayım çıkarım.", "Kaybettiğimi kazanayım çıkarım.",  "Kaybettim, lanet olsun ama bu sefer hepsini toptan kazanacağım." … şeklinde giden düşünceler serisinden sonra kendinizi öyle bir halde bulursunuz ki artık tövbelerden tövbe beğenip uzak durmaya çalışırsınız.

İncelemelerimi internetin en geniş kumar sitesi olduğunu düşündüğüm "Betsson" üzerinde yaptım. En üstte gördüğünüz resimlerde zaten sitenin casino bölümü. İlginç olan Betsson firması işi abartmış rasgeleliğin dibine vurmuş - "rastgeleliğin dibine vurmak" genelde istatistikçi olduğum bilinmediğinden yadsınır yadsımayın lütfen - diyebilirim. Site içerisinde kazı kazanlardan tutun, jackpotlara kadar, büyük-küçük oyunlarından tutun istemediğiniz kadar oyun var. Ve tabi istemediğiniz kadar kaybetme miktarı…

Betsson-Review

Devamı için lütfen bu ayın 15′inde Boo! Dergiye bakınız…
Akıl sağlığınız yerinde günler dileğiyle…

Mayıs-6-08

Sonunda hata düzeldi…

posted by Panda

Bilmem takip ediyor musunuz? Blog sayfamda son zamanlarda olan eski yazıların ilk olarak gösterilmesi gibi bir hata vardı… Ben de bu olaydan gayet yakınmıştım. Neyse ki Wordpress 2.5.1 sürümünü yükleyince bu hatadan kurtuldum ama siz farketmeden bi baktım ki stillendirmeler öyle böyle değil… Bende yeni bir stil yeni bir Blog diyerek karşınıza geldim…

Şöyle bir durum var; Bazı yazıların sonu uzun duruyor diyeceksinz… Evet, çünkü oralarda Youtube videosu vardı. Bu gün Youtube sanırım 4. kez engellendi… İlginçtir halen bir açıklama yapılmadı. Bir açıklama bekliyoruz acep bu sefer ne yaptı da engellendi.

Bu aralar vakit bulamıyorum yazı eklemeye fakat yarına güzel bir yazı ekleyebileceğimi diyebilirim. Biraz yoğunum.

Kısaca özetlersek;

  • İş başvuruları yapıyorum
  • İstanbula yerleşeceğim için ayarlamaları yapmaya çalışıyorum
  • Bitirme projem var bu ayın 30 una kadar bitirmem gerek
  • ermsigorta.com.tr’yi güncellemem gerek
  • MOSS (Office Sherepoint Server) çalışmam gerek
  • Yazgelistir.com için makale yazmam gerek
  • Aynı şekilde csharpnedir.com içinde makale yazmam gerek
  • Boo! Derginin 29. sayısını tasarlamam gerek.
  • Böyle gider…

Bu tip sorunlarla uğraşıyorum umarım güzel bir blog tutabilirim…

Technorati Etiketleri:
Şubat-29-08

3D yazıcı mı? Hmm…

posted by Panda

Bu gün Boo! Dergiden oyun yazarımız Sinan arkadaşım bana bir ileti yolladı. Gazetede görmüş ve ilgisini çekmiş. E bende uzun süredir dergide yayınlayacak konu bulamıyor bunuda zaten Tasarımını yapıyorum diye geçiştiriyordum. İlginç bir video gönderdi - tabiki bir reklam. Biraz inceledikten sonra fiyatlarının da cazip olduğunu ekledi. Belki bu ay bunu anlatabilirim dergi içerisinde. Bilmem kim bilir :D :P

Burada gördüğünüz video gelecek konusunda da güzel bilgiler veriyor. Misal ben bir 3D modelleyici olsam ve biraz da param olsa bundan kesinlikle alırdım. Elimdeki karakter modellemelerini falan buradan alacağım çıktılara döküp evimi şenlendirebilir. Hatta satıp koleksiyonculara hizmet verebilirdim :D değil mi arkadaşlar.

Bu arada bu alet renkliymiş :D :P süperrrr…

Tags:
Yazının resimli ve yayınlanmış versiyonu için lütfen www.boodergi.com adresinden dergiye bakınız.

Hani Uzay Yolu filmini herkes bilir, orada kabin görevlileri sürekli ekrana dokunarak işlemler yapmaktadırlar; Güvenlik kalkanları ve foton füzeleri işlemleri falan. Her çocuk, kendini bu tip bir kabin içerisinde hayal etmiştir – kendimden biliyorum.

Belki de, alışveriş yaparken veyahut yemek seçimi yaparken “ya şuradan hemen iki tıklasak da menü hazır olsa” ya da “ürünleri hem görüp hem inceleyip şuradan hemen seçsek o kadar raflarda aramasak” diye içinizden geçirmiştir siniz.

Artık hayallerimiz hiç de uzak değil. Microsoft Surface bize bunu sağlıyor. Artık klavye ve fare yok. Tamamen bağımsız bir ünite olarak geliştirilmiş olan Surface, artık bizlerle - biraz reklam gibi oldu ama hadi hayırlısı.

Temel özellikler: Surface, bildiğimiz bir masa gibi. Üzerinde yemek yene bilen bir alet. Masanın üstü yerine, 30-inch büyüklüğünde bir ekrana sahip. Gövdesinde barındırdığı bilgisayarın içerisinde, Vista işletim sistemi çekirdeği kurulmuş bu sayede ağ bağlantısı (LAN), Wireless (kablosuz ağ bağlantısı) ve Bluetooth 2.0 (portatif cihazlar için kablosuz bağlantı) yapabiliyor. Üzerinde bulunan mini kameralar ve dokunma algılayıcıları sayesinde size klavye ve faresiz bir ortamda dolanma imkânı sağlıyor.

Yapa bildiklerimiz: Bağlantıları sayesinde, üzerine yüklenen yardımcı programlar aracılığı ile sipariş verebiliriz, dijital makinelerimiz ve cep telefonlarımızdan fotoğraf yükleyebiliyor, paylaşabiliyor, video izleyebiliyor, müzik dinleye biliyoruz. Aynı anda birden çok fotoğrafa bakabiliyoruz ve istediğimiz videoyu arka planda izleyebiliyoruz. Tabi, yapabileceklerimiz bu kadar ile sınırlı değil. İçerisinde oyunlar, çocuklar için boyama programları ve bir ses karıştırma programı da bulunuyor – DJ olanlara da sesleniyorlar. Herhangi bir ödeme sırasında, kredi kartımızı sadece üzerine bırakmamız yetiyor. Kendisi ödeme miktarını seçip, kredi kartımızdan onay verdiğimizde ödemeyi yapabiliyor ki bence en rahat özelliği bu olsa gerek, şimdi kim kalkıp gidecek ki kasaya kadar.

Getirdikleri ile artık teknoloji uzmanlarının, gözlerinin döneceğini sanıyorum. Hakikaten, teknoloji artık bize daha fazla seçenek sunacak ve bunun alt yapısı şimdiden bu teknoloji ile Microsoft amcamızın eline geçti diyebiliriz.

Nereden çıktı bu Surface: Surface, hemen hop diye bir anda gökten indirmedi Microsoft, yaklaşık altı yıldır – 2001 yılından bu yana – üzerine çalışılan bir teknoloji diyebiliriz. Evet, yanlış duymadınız, altı yıldır üzerine çalışılıyor ve son halini alana kadar 85 prototipi üretilmiş.

Gelecek: Surface’in gelişme temposundaki son sürümünün tanıtımında, hayallerin kaldırabileceği bir teknolojiyi ortaya çıkarmışlar diyebiliriz. Fakat artık elle tutulur, gözle görülür bir halde. Çoğu mağazanın kasalarında ve restoranların masalarında Surface’in yapılarını göreceğiz. Şimdiden alıştırma yapmaya başlamak gerek bence. Onu oradan sürükle ve şuraya bırak :).

Tablet-pc ile hayatımıza giren dokunmatik teknolojiler, artık hayatımızın bir parçası halinde olacak. Bu pazar payı, çoğunlukla Microsoft amcamızın diyebiliriz. Fakat bakalım, ileride bu teknoloji sadece Microsoft’a özgü mü olacak yoksa farklı firmalardan, daha güzel ürünler görecek miyiz? Daha çok toy, fakat bir o kadar da güzel olan teknoloji, ilerisi için içimizi açacak öneriler de bulunuyor. Eğer pazara birkaç firma daha çıkarsa, rekabet ortamı oluşması kaçınılmaz ve unutmayalım; Nerede rekabet varsa, o teknoloji hızla gelişecek demektir.

Son bir not: Surface yaklaşık, 10.000 dolar kadar bir fiyat ile 2007’nin kış vaktinde satışa sunulacak. Şimdiden, büyük firmalar siparişlerini vermeye başladı. Daha fazla bilgi için: http://www.microsoft.com/surface/
Tags:
Aralık-27-06

Ocak sayısı telaşı ve 2007 mesajları…

posted by Panda
Bir yeni yıla ve yeni bir Boo! sayısına daha giriyoruz. Yönetimi Alper bir dikdatör gibi geçen ayki yazılardan dolayı bu ayda devraldı. Olası bir olağanüstü hal içerisindeyiz. Alper -kendisi de itiraf etti- herşeyin kusursuz olmasını istiyor fakat bunun imkansız olduğunu biliyoruz. Bakalım Boo! Ocak sayısında neler le karşılaşacağız. İçerik hakkında asla burada bir bilgi veremem yazar arkadaşlarım tarafından linç edilmek istemiyorum :).
Eleştiri kısmında Alper’in şimdi rastladığım bir olayı da bi iş istediğinizde “Bugün git yarın gel” (Devlet hesabı - kendi diyişiyle) yapması :D tabiki bir açıklaması vardır bu konuda ona kızamayız ama ne olsaydı da atsaydı şu tema dosyasını öyle msn de boş boş duruyo - benim açımdan :P .

2007 Ocak Boo! süper geliyor… benden demesi… ;)

2007 de yaklaştı 4 gün var sanırım. Dışarda olan kar yığını sayesinde - 20 cm - gün yetimi de kaybettim. Hatta Alper hatırlatmasa Ocak yazımı da unutuyordum valla.

Bu yılın önümüzdeki yıllardan farklı olacağını hiç sanmıyorum. “Neden?” diye soracak olursanız şöyle izah edeyim, her yıl Aralık ayına gelince hep “Yeni yıl yeni olsun” dileklerinde bulunuyoruz ama son altı (sayı ile 6) yıldır hiç bir farklılık görmedim. Bu sene olacak tek değişiklik seçim sanırım. Yine oy kullanmak gerek, sanırım yine mahallede adam kalmadığından oyları bana saydırıcaklar offf. Of ki ne of aslında sistem de bir sayan bir de yedek sayan olmalı ama saolsun ben iyi sayıyomuşum diye benim yedek olan arkadaş bana bırakıyo iki kağıdı da :D ben dolduruyorum. Bir de oylar yakınsa sen yaşa stressi oohhh.. Konudan sapmayalııımm. (Bu konuda çok kızmıştı ustam Alper saolsun anıyorum kendisini kulakları çınlasın emii…)

Bu yeni yılda bir sürü iş var, ailemin yanında olcağımdan en azından yemek ve ısınma problemim olmicak bu iyi yanı.
İşlerime dönecek olursak; üniversitenin işleri var, dışardan projeler var, eğitim dökümanları var, kendi projelerim var bir de düğün var haricinde seyehat edicem Ordu ya kadar :) yani tatil bana haram gibi birşey, ama alıştım artık her tatil böyle olduğundan…

Şimdi de herkese yeni yıl dilekleri bölümü var sanırım :) başlayalım o zaman; öncelikle tüm Boo! dergi yazarlarına, yayında ve yapımda emeği geçen dostlarıma ve hiyemediğim herkese “Yeni yılın kutlu, mutlu, huzurlu ve mübarek olsun” diyorum. Sonra da kendime iyi tatiller diyor. Ocak sayısı için yazımı yazmaya başlıyorum…

Yeni yıllar 2007 de istesek de istemesekde görüşeceğiz merak etmeyin….
Tags:
Aralık-27-06

Bilişim Tekelciliği - Boo Kasım

posted by Panda
Merhaba, bu yazımda belki yazılımı kullanırken değil de alırken dikkat etmemiz gereken bir hususa değineceğim. Kimimizin belki çok önemsemediği fakat aslında ürünleri alırken ne gibi bir piyasa tekelciliğine derin bir inceleme yapalım ve birazda kullanıcı yorumları katalım istiyorum.
Tekelcilik; TDK’ ya (Türk dil Kurumuna)  göre “Bir şeye, bir düşünceye tek başına sahip olma, benimseme, yayma taraflısı olan.” Olarak açıklanmış. Fakat bilişim dünyasında bu tanımdan daha da ileriye gidilmiş rakipleriniz olsun ama onlarda sizin alt markanız olsun denilen senaryolar ve olaylar var. Onlara girmeden şimdilik son zamanlarda tekelcilik nasıl yapılmakta kimler ne yapmış bunlara bir değinelim.

Rekabet Kanunu

Tekelcilikle mücadele yasalarının birleştiği bir çatı diyebiliriz buna. Öyle ki son zamanlarda büyük dev firmaların artık rekabet diye bir şey bırakmadığı da göz önüne alırsak, bu kanun daha kaliteli ürün çıkması ve daha ucuz fiyata satılmasını tetikleyen başlıca faktör. Öncelikle bu kanun sayesinde başı ağrıyan firmalara bakalım.
ABD Adalet Bakanlığı birçok kez yazılım şirketi Microsoft’u tekelcilik yaratmak suçları ile dava etmiştir. Günümüzde bu davalar kamuoyuna yansımamakta neden diye soracaksanız Microsoft her zamanki gibi anlaşma yoluna başvurarak bunun önüne geçmiştir.  Anlaşmanın can alıcı maddeleri ise:
       - Mali durumu iyi olmayan okullara Microsoft maliyeti 1 Milyon doları geçmek suretiyle yazılım ve bilgisayar yardımı yapacaktır.
       - Microsoft yeni çıkacak olan Xbox oyun konsolu Sony Playstation 2 ile aynı fiyatta çıkarma kararı almıştır. ( Konsol rekabet arenasında şirkete 1 Milyon dolar zarar uğratacaktır fakat 2004 yılından sonra şirket konsoldan kâr yapmıştır.)
       - Microsoft yeni çıkaracağı ürünlerde ciddi bir fiyat azaltmasına gitme kararı almıştır.
Rekabet gereğince satış piyasasının hızlanması yeni ve kaliteli ürünlerin piyasaya çıkmasını sağlamıştı fakat 2005 yılında ABD Delaware Eyalet Mahkemesine INTEL aleyhinde tekelcilik suçlamasında bulunan firmayı neredeyse herkes tanıyor olsa gerek bu firmamız AMD dir. AMD gerekçe olarak piyasada pahalı mal satması ve tüm ürün piyasasına el atması nedeni ile rekabet arenasının ortadan kalkmasını göstertmiştir. Şimdi o andan alıntılar yapalım:
       - “Saklamak istedikleri durum düşünüldüğünde Intel’in cevabına şaşırmadık, ancak tekelcilik çabalarının kanıtları açık ve inkâr edilemez biçimde ortada.” AMD’nin yürütmeden sorumlu başkan yardımcısı ve hukuki işler sorumlusu Thomas M. McCoy.
Sonuç olarak mahkeme bu kararı onayladı ve Intel firmasından yaptırım uygulamasını istedi. Kişisel görüşüme gelince AMD aynı performansta bir işlemci ürettiğinde bunu daha ucuz bir fiyata satmasına rağmen halen piyasada bir Intel hâkimiyeti sürmektedir. Tıpkı Microsoft’un halen (yaklaşık) %65 gibi bir Pazar payına sahip olması fakat bir Mac OS gibi dayanıklı, kullanışlı ve görsel bir işletim sistemini piyasaya sunamaması gibi.

Güncel Olaylar

Her insanın kulağına gitmiştir bu haber ünlü Adobe firması piyasadaki en ciddi rakibi olan Macromedia firmasını satın aldı.
Şimdi detaylarına girelim biraz. Bu işlemde 3.4 Milyon dolar gibi bir rakam karşılığında almıştır. Bunun en güzel örneği www.macromedia.com adresine tıklayınca www.adobe.com sitesine girmeniz. Zaten piyasada Reader ve Photoshop gibi programları ile grafik düzenlemeyi fethetmiş olan Adobe karşısındaki yazım tekniği ve grafiklerin mükemmel uyumunu keşfeden Macromedia firmasını satın alınca bunun bir tekelleşme olmadığını anlatmak istemiştir. Açıklamalarında her türlü platformda en mükemmel programları yaratmak için böyle bir birleşme yaptık demiştir iki firmanın da yetkilileri fakat düşünceme göre Adobe grafik konusunda tekel olmak için Corel’i bile satın alabilir. Şaka bir yana yazılacak programların mükemmeliyetini merak eden insanlar hızla çoğalıyor.
İlginç bir olaya da değinmek istiyorum tekelcilik olayları yüzünden Hindistan’ın Kerala eyaleti okullardan Microsoft ürünlerinin kaldırılması kararını almış. İlginç olan ülkede Coca-Cola ve Pepsi gibi içecek firmalarının satışları da aynı sebepten yasaklanmış. Merak eden için bu eyalet komünist rejimle yönetiliyormuş.  Neyse konuya dönelim.

Rekabet Arenası

Son zamanlarda yine sıkça duyduğumuz haberlerden bir tanesini daha irdeleyelim ve piyasanın şu anki durumunu ele alalım. Başlığımız şu: Google internetteki en iyi video barındırma servisi olan YouTube firmasına 1.6 Milyon dolar gibi uçuk bir rakam teklif etti tabiî ki YouTube yetkililerinin göz ardı edemeyecekleri bir teklif. Olayların biraz daha derinine inelim internetteki en popüler arama motoru olan Google çıktıktan sonra Yahoo ve MSN gibi firmalar pazarda ciddi oran kayıplarına uğradılar. Google 5 yılda 20 Milyon dolarlık bir şirket olduktan sonra farklı dallara ayrılmaya başladı masaüstü programcılığına ve Portal yayıncılığına girişti hatta işletim sistemi bile yazdılar fakat zaten oturmuş pazarlara adım atamayacaklarını anladıklarında bu sistemden ellerini çektiler ya da bomba gibi gelecekler bekliyoruz. Konumuzdan ayrılmayalım Yahoo arama motoruna daha fazla bütçe ayırmaya başladı hatta bir başka video düzenleme sitesi olan JumpCut’ı satın aldı. MSN boş kalmadı tabiî ki Live adı verdikleri yeni sistemleri ile arama konusunda hem estetik bir bakış hem hızı yakalamayı planlıyorlar.

Kişisel Not

Bence işletim sistemi olsun yapı olsun Mac bilgisayarlar ve yazılımları kendilerine özgü güzellikleri ile halen kalpleri fethediyor olacak. Tıpkı bundan 14 sene önce multi-tasking (birden fazla işlemi sorunsuz yürütme) özelliğini ilk çıkartan Apple firmasının yetkilisinin bir fuar alanında multi-tasking özelliği bizimde var diyen Microsoft yetkilisini yerle bir ettiği gibi. Unutmayın rekabet olmasaydı asla daha iyisini ve ucuzunu bulamazdık.
Tags: