Not: Öncelikli olarak yazıya başlamadan önce yukarıda vermiş olduğum şarkının play tuşuna basar mısınız? Hah şimdi bende de bu şarkı çalıyo hep beraber yazının derinliklerine işleyelim istedim.
Şimdi lütfen bir düşünün hayatınız var, yani yaşıyorsunuz. Başta aileniz ile birlikte yaşıyorsunuz. Siz onların çocuğusunuz bu bir kesinlik arz ediyor. Aile ile bir yaşa ki resmi olarak 18 - hadi ben 20 yapayım - olana kadar birliktesiniz. Bir sorun yok. Fakat bu yaştan sonra her insana bir sorumluluk yüklenir.
Bunlara değinirsek;
- Bir birey olursunuz.
- Kendi hayatınız inşa etmeye çalışırsınız.
- İş bulup çalışmanız gerekir.
- Üniversiteye gidersiniz. (tabi üniversitenin kapısından içeri girdikten sonra sizin bir veliniz yoktur…)
- vesaire….
Bu sorumluluklar varken insan bir düşünür. "Yahu benim bir Ailem vardı ve bana hayatım boyunca baktılar. Ben yük oldum artık ve biraz kendimi yaşayıp özgür olmanın farkındalığını tatmak istiyorum. Değil mi?" der… Evet iş bulur çalışır okur sorunlar olur ve onları kendi, işlerini kendi halleder olur çıkarsınız. Tabii ki ailesinin biricik kuzusu büyümemiştir.
Aileden para akar - yada akmaz erkenden büyüdüğünüzü kabullenip kısarlar miktarı
- bir şekilde sevgili edinirsiniz. Seyehat edersiniz, harcama yaparsınız. Çünkü siz özgürdürsünüz değil mi? Aileniz "Hayır!" dediğinde siz "Evet!" diyemiyorsanız ve bunun da sebebi (eş anlamlı: bahane) "Parayı onlar verir…" ise. Siz özgürlüğün "Ö" sündeki nokta bile olamamışsınızdır.
Değil… Son günlerde farkettiğim bir şey var insanların özgürlükleri - ki kendi aileri de dahil - başkaları tarafından kısıtlanmış durumda. Bu etkenler ise gayet fazla fakat farkında değilsiniz.
Evet değilsiniz… Ev arkadaşınız, okul arkadaşınız, aileniz, üniversite, vs… gibi etkenlerden siz özgür değilsiniz.
Peki özgür kimdir? Bu devirde - lütfen yazının tarihine yine bakın… - özgürlük paradır. Koca bir PARA lafından ibarettir. Evet paranız çoksa her şeye diliniz varır alttan almaz istediğinizi yaşarsınız. Paranın güvenik hissi vardır. Para Gururu da okşar kışkırtır, büyümesini sağlar bu da kanıtlanmış bir istatistikdir.
Sürekli duyduğınız "Evine ekmek alanın lafı geçer bu evde…" lafları bile hiçtir aslında. Çünkü o ev sizin bile değil kirada bir ev arkadaşı ile kalırsınız. O eve misafirler gelir (aile, arkadaşlar, sevgililier, ev sahibi…). O eve gelen gelir. Size gelmeseler bile ev arkadaşlarınıza gelir. huyuna gitmezseniz onlar sizi dışlar bile. En acısı da ne biliyormusunuz? Bu insana koyar… Evet koyar… Neden mi? Bilmem bastırılmış özgürlüğünün farkındalığının farkında olmayan bir bireyin kendi içinde yaşadığı arkadaşlık ve aile ortamının kısıtlanmasının durumundan olur bu… kısaca "Farkındalık…".
Gün gelir herşeyden uzaklaşmak istersiniz çünkü siz FARKINDA olmuştursunuz bir kere. Bu çok ağır bir yüktür. evet ne kadar zor değil mi? Farkındalık= Pişmanlık + Suçluluk duygusu…
Garip. Bir gün gelir 3 sene aynı evde yaşadığınız, 5 senelik ardaşınız selamınızı bile görmezden gelir. Tıpkı sizi görmezden geldiği gibi… Bunun sorununu kendinizde bulursunuz tamam düzeltmek istersiniz ama en büyük engel aşılamamıştır. O sizi görmezden gelen bir bireydir…
Bu gün görmezden gelenlerin şerefine kaldırıyorum…
Tags: