Forumdaki konuşmalara katılmak mı istiyorsun? Buradan giriş yap, hesap yoksa bir kullanıcı adı al.
Vanilla 1.1.8 bir Lussumo ürünüdür. Detaylı bilgi: Döküman, Lussumo Topluluğu. Türkçe Çeviri : Engin Yazılan
Aaa, ben rüyamda, bir sürü yerde Boo'nın tanıtım yazıları çıkmış güzel güzel övgü yazıları çıkmış diye gördüm dün gece:) evet, mesela bi tanesi PİCUS'ta çıkmıştı, dergi kapandı ama olsun :)
bi kaç gazetede çıkmış falan, hatta birinde alper'in sakalsız fotoğraflarıyla röportajı falan vardı... düşünün artık halimi, benim de rüyalarıma girmeye başladı dergi.
Benim sakalsız suratımı nerden biliyorsun sen? :P
bilmiyorum ki:) rüyamda gördüm :):)
kabus o kabus :p
Valla roman gibi rüya görürüm ve genellikle yıllar öncesinin rüyalarını bile (hatta çocukluğumun) unutmam. Bir tane rüya anlatayım, gördüğüm en acayip rüyalardan (kabus mu demeliyim) biriydi. Okuduğum yıllarda görmüştüm.
Rüyamın ismi: Üç Gözün Laneti
Okulun koridorlarında arkadaşlarla toplanmış geyik yapıyoruz. Koridorlar boş, atölyelerin birçoğu kapalı, ortam loş. Arkadaşlarım dışında pek kimse yok etrafta. Ben o sıralar "Ölülerin Yaşamı" hakkında bir tez hazırlıyormuşum güya. Koridorun sonunda yıldız hocamızın atölyesi vardı. Oraya bakarken içeriden cılız bir ışık yayılıyor. Gidip bakıyorum. Atölyeye giriyorum, içeride yaşlı bir kadın yerde oturmuş, etrafında mumlar dizilmiş, bir şeyler mırıldanıyor. Kadın bana ne istediğimi soruyor bende tez konumu söylüyorum. Kadın bana yardımcı olabileceğini söylüyor. Hemen koşup kız arkadaşımı çağırıyorum. Kadının yanına oturuyoruz. Kadın kocaman kadim bir kitap alıyor önüne. Kitabı çevirmeye başlıyor. Kitabın çevresi mavi desenlerle süslenmiş ve her konu yine mavi desenli ayraçlarla belirlenmiş.Kitabın ortasına geliyor ve belirtiyor: Aradığınız cevap üç gözde saklı diyor. Üç göz ne diyorum. Bu konuda az bilgi olduğunu ve bu gözlerin yerini kimsenin bilmediğini söylüyor. Kadın kitabı okumaya başlıycam ancak kesinlikle bölmeyin okumamı yoksa olacaklardan benim sorumlu olacağımdan bahsederek uyarıyor. Hazır olduğumuzu soruyor, evet diyoruz. Başlıyor okumaya... Aradan bir iki dakika geçmeye kalmadan yanımdaki kız arkadaş dur diye bağırıyor! Ne oldu diyorum, korktum diyor. O esnada rüzgar esiyor, mumlar sönüyor , gözümde şimşekler çakıyor ve birden karşımda vıcık vıcık üç tane göz beliriyor. Heryeri araştırır gibi bakınıyorlar. Sonra bir şimşek daha çakıyor. Yine o gözler karşımda, görüntü aşağıdan yukarıya doğru uzaklaşıyor ve bir yatakta mumya gibi sarınmış bir adamın ağzında o üç gözü görüyorum. Bir şimşek daha çakıyor ve kendimi yatakta mumya gibi sarınmış ve ağzımda üç gözle buluyorum. Bağırmak istiyorum, hareket etmek istiyorum olmuyor. Sonra güm diye bir el gögsüme vuruyor. Babamın sesini duyuyorum hemen yanımda, sakin ol oğlum diyor.Sonra bir el daha gögsüme iniyor hoop elim gögsümde yataktan kan ter içinde uyanıyorum.
Acayip değil mi? Sıkıntı bastı valla. Bu rüyadan sonra rüyalarımı not almaya başladım. Hepsini değil tabii.
Film gibiymiş yahu... Korkutucu. Bir şey değil, okudum şimdi bunu, benim de rüyama girebilir........ :)
hadi bende anlatayım madem bir kere başıma gelen olayı...
Teee seneler öncesinden olan bir rüya bu halen etkisinden kurtulabilmiş değilim...
Konu: (e)Special Soldier
Rüya askeri bir kamp esnasında başlıyor, böyle üzerimde üniformalar klasik askeri mevuzatlar vs.. birifinkler falan olan bir ortamdayız. Ben - her nasılsa - ortamda rütbeli bir subayım tabi ekip halindeyiz arkadaşlarla bir gün muhabbet ederken, görev geliyor - mission update. Efendim söz konusu görev gayet zor, böyle bir okuldaki öğrenciler teröristler tarafından rehin alınmış bizim grup görevlendiriliyor - buraya kadar her şey normal. - Rambo olmuşum da haberim yok -
Ekibi topluyoruz brifingimizi yapıyoruz ve karar olarak okulun altındaki kanalizosyondan girmeye karar veriyoruz. Tamam diyip göreve başlıyoruz gayet ben de tünellerde ilerliyorum, çok da hatırlamadığım bir sahne olacak işte çocukları kurtarıyoruz... sonrasında görev teröristleri yakalamak gerekirse öldürmek olarka değişiyor.
Ben gayet adrenalin seviyem artmış, bir tane teröristi seçiyorum gözüme ama iri yarı bişi - amerikalı sanırsam - neyse bu adama ben dalıyorum elimde silah var tabi diyorum yat yere. İşte o an çok ilginç bir sahne oluyor, ezan okunuyor tam adamı vuracağım çok süper bir sahnedeyim ezan okunuyor, neyse diyorum 2 dk ya biter ezan bitmeden vuramam ama adam napıyor ezan okunurken... Adam bir hame üzerime çullanıyor - burada bir ayrıntı var ortamda boruların olduğu bir inşaat alanmına geçiyoruz, nasıl oluyor hiç anlamıyorum zaten adam boğazıma yapışmış gayet yuvarlanarak boğuşuyoruz... Sonrasında bu adamı ben alıyorum iki borunun arasında sıkıştırıyorum, bir bakıyorum silah yanda ama iki elimle de adamı tutuyorum. Tam silaha uzanıyorum elimde silah bi anda yine ezan okunmaya başlıyor... içimden diyorum ulan daha az önce okundu bu ezan ya... sonrasında adam benden silahı düşürtüyor silah yok biz yine boğuşuyoruz bi anda belimdeki bıçak aklıma geliyor. Tam çekiyorum - ne olabilir - yine ezan okunuyor... Burada özür dilerim ama içimden gayet sinirlenmeye başlıyorum... sonrasında ezan bitmeden adam bendeli bıçağı alıyor yere atıyor sonra beni borularına rasına sıkıştırdığında, bi bakıyorum silahı almış tam alnımın ortasına dayıyor tetiği çekiyor...
Sonrasında gayet siyah bir görüntü ... öldüm sanırım diyorum... sonra "lan salak kendi kendine konuşuyosun bilincin açık... ölmedin lan..." diyorum... o sahnede yataktan kalkıyorum uyanıyorum ve noluyor tahmin edin... Ezan okunuyor sabah ezanını okuyan mahallemizin imamına çok güzel şekilde bi iç geçiriyorum...
Zaten daha sonra adam gibi de rüya görmedim :D sanırım o sıralar 3. sınıf amerikan - vietnam savaş filmlerinin etkisinde kalmışım :D
Ben çizimlerimde gördüğüm kabuslardan etkilenirim sık sık. Ufakken rahatsız derecesinde kabuslar görürdüm üzerine film çekilebilecek cinsten psikopatlıklar (bkz anlatsam roman olur)... Başta bir tırsma durumu vardı fakat yaş ilerledikçe hoşuma gitmeye başladı, birçok senaryo falan beliriyordu kafamda, çizimlerimi geliştirmemde de etkisi oldu şüphesiz. Fakat yaş ilerlerlerken bir yandan bu kabusların etkisi azalmaya başladı ve bir süre sonrada hiç görmez oldum kendilerini. Günlük hayatın monotonluklarına kaptırınca kendimi herhalde terk ettiler beni ihanete uğradık diye (tabi bu mevzuda enteresan olan çocuklukta hayalgücünün sınır tanımama durumu değil o yaşta bir çocuğun hayalgücünün bu kadar hastalıklı oluşu sanırım :)) Neredesin Slaven beah... (siz tanımazsınız onu :))
Bkz: In The Mouth of Madness
Bkz: Sutter Cane
Dün gece rüyamda bu forumdaki bir adet konuda (sadece bir ama) bir gün içerisinde yaklaşık 10-15 kişi arasında (bunların çoğu kadronun ve eski kadronun dışından) 2-3 sayfalık dönen hararetli bir tartışmayı okuduğumu gördüm. Aralarında bizim Deniz de vardı tartışan. Hayrolsun :P
slayerrrr:
Dün gece rüyamda bu forumdaki bir adet konuda (sadece bir ama) bir gün içerisinde yaklaşık 10-15 kişi arasında (bunların çoğu kadronun ve eski kadronun dışından) 2-3 sayfalık dönen hararetli bir tartışmayı okuduğumu gördüm. Aralarında bizim Deniz de vardı tartışan. Hayrolsun :P
bunalımlara sürükleniyosun :D korkuyorum senden...
Ben gördüm bi tane rüya bu sabah!
süperdi :)
şöyle ki, evde bir dolabı açıyorum kocaman - şu zaman çarkı, otostopçunun galaksi rehberi vs. gibi irice kitapların boyutunda - bal rengi ve dört parmak kalınlığında bir Boo cildi vardı!
üstünde "Boo Troy" yazıyordu. iç sayfalara fon olarak Truva desenleri - atlı arabalar, zırhlar, miğferler vs. - işlenmişti.
ilk başta Enis İlhan'ın siyah beyaz fon resmi ile bir yazısı vardı. (Bu Enis benim bir arkadaşım öyle yazar çizer biri değil...) "Adıne Agivar" diye bir yazarı anlatmış ve hatta "Adıne / Adı ne" ile bir kelime oyunu falan yapmış.
Sonra 42 ve 43. sayılar vardı, kapağı balonlar havalandıran bir kızdı bir tanesinin...
Sonra "ilk sayımızı hatırlayın!" diye bir bölüm vardı ve ilk dergi vardı, sonra "yazarlar" diye bir bölüm... böyle devam edip gidiyordu. Yazık ki Enis'in yazısını okurken uyandım, daha fazla bilgi vermem mümkün değil o yüzden :/
Sadece "Ali bu sefer reklam işini iyi kotarmış iyi para bulmuş olmalı bunu bastırmak için, de benim dolabıma kadar nasıl girdi bu kitap, bu nasıl dağıtım şirketi?" diye düşündüğümü hatırlıyorum :)
Meali ne ola ki? .)
ahahaha melis 3 vakte kadar basılı çıkacağız demek ama sermaye senden manasına geliyor bu sorgulama :D eheheh