The Feelies

Tek başına bir ülke

Tanımlanması zor bir tür icra eden The Feelies, müzik dünyasının Locus Solus’u olmaya devam ediyor. Bu külliyatı yalayıp yutmuş çevrelerin gıptayla baktığı, yalın, yıldız olma derdi olmayan, ağırbaşlı, ilham veren ve buna rağmen taklit edilemez bir grup. 80’li yılların aort damarı ve türünün tek temsilcisi The Feelies bu ay bizlerle.  

Emsalsiz Diyarlarda Dolaşırken

Adını Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya romanından alan grup, ilk albümden bu yana kaliteden hiç ödün vermedi. Aktif oldukları çağı hesaba katarsak, ne punk ne new wave ne de başka bir tür The Feelies’in kale kadar sağlam iradesinin çeşnilenmesi için yeterli değildi. Onlar kendi bildikleri yolda ‘rock denen müziği’ yeniden yarattılar. Feyz aldıkları gruplar 60’larda bu olaya şekil vermiş şimdinin yaşlı kurtlarıydı. Yüklü miktar miras bıraktıkları REM’in ilk çıkardığı albüm olan Murmur’un gürültüsü ise bugün bile kulaklarımızda. Etki alanlarını düşünün artık.

Gerçekten boşuna ülke demiyorum The Feelies için. Adını aldıkları romanın ‘yapay Huxley dünyasına’ bilerek tezat oluşturur şekilde, en insancıl müziği bir an olsun caka satmayı düşünmeden yaptılar. Müthiş bir huzurun kapladığı yer Huxley’nin değil, olsa olsa Fournier’nin Adsız Ülkesi olurdu.

Are You Lonesome Devil?

İşte o gözlük!

Punk müziğe tepki olarak ’76 yılında New Jersey’de kurulan grup; temiz gitar tonu, ritim gitar ve perküsyona verdiği önemle sivrildi. Eleştirmenlerce el üstünde tutulan sanatçılar, rocksever topluluğun punka gösterdiği çılgınlığın zerre kadarını hanelerine yazdıramadılar. Devrimsel ilk albümlerinin satış rakamları beklenilenin çok altında olur olmaz, 6 yıllık sessizliğe gömüldüler. 

Tam anlamıyla ahmak bir şekilde post punk-college rock ekseninde muhabbetin döndüğü grubun işaret ettiği nokta 80 yılı için tabii ki ‘o da ne!’ etkisi yaratacak olan alternative/indie hattındaydı. Böyle bir terim yok iken geriye dönük yapılabilecek sıfatlandırma enayi işi gibi gözükse de, post punk yerine 60’ların The Velvet Underground deneyselliğinin 80’lerdeki mırıldanmaları demeyi tercih ederim. Ama tabii ki de bundan fazlasını ifade ediyorlar. Neyse bu laf salatasının özeti şu: o gözlüğü Morrissey’den önce The Feelies taktı genç adam!

Yazının devamını dergide okumak için tıklayın!

Internet üzerinden. Ücretsiz. 2006’dan bugüne aralıklarla, dönemler halinde çıktık. Yaratıcı ve kültürel ortamlardan etkinlikleri, sanatçıları, eserleri anlatan yazılar yazıyoruz. Yeni sayı çıkarmaya yakında devam edeceğiz. Buyrun!

Daha Fazla İçerik
Slowdive