Kent ve insan

Birbirini hem etkileyen hem değiştiren...

İnsanlar önce kentleri oluşturdular, sonra onlara yön verdiler. Sonuçta kentler gelişti ve kendi yaşam, sanayi ve ticaret merkezlerine sahip oldular. Ve bu merkezler başta olmak üzere kent insan yaşamını yönlendirmeye başladı. 

İnsan bir yandan kendi değişirken ve gelişirken (evrilirken sözcüğü daha doğru belki) çevresini de aynı ölçüde değiştirdi. Bunun başlıca sebebi insanın değiştiği oranda ihtiyaçlarının da değişmesiydi. Temel ihtiyaçlarını nihayet bilen ve bunları sağlamayı öğrenen insan için, artık bu ihtiyaçların sağlanmasını garanti altına alma ve bu garanti altına alma yolları ile oluşan farklılıkların meydana getirdiği ortak yaşama bilinci ve kültür sonrasında, toplum olma ve öznel kültürlerini biriktirme vakti gelir. Kültürel devrimlerden biri olan tarım devrimi ile birlikte kentleşme başlar ve kentleşme olgusu, teknolojik gelişmeler ile mesafeler kaydedilmeye başlanınca tüm dünyaya yayılır.

Farklı dönem ya da farklı coğrafyalarda kentler farklı amaçları daha fazla öne çıkarak oluşur. Kentlerin kuruluşu üzerine çok çeşitli kuramlar var. Bu kuramlar kentlerin ortaya çıkış nedenlerini farklı şekillerde açıklıyorlar. Ortaya çıkışları neye dayanırsa dayansın kentler birçok etkene bağlı olarak değişmeye devam eder. Bu gelişmeler doğu-batı ekseninde olur ve bu iki eksen arasında farklılıklar gösterir. 

Doğu’da, Arap dilinde kente medine denirken; Batı’da, Latince’de city, cité kelimeleri kullanılmıştır. Batı dilinde bu kelime yönetsel ve siyasal anlamıyla öne çıkıp, Doğu dilinde ekonomik ve toplumsal yapı farklılıklarını ortaya koyuyorken,  Sanayi Devrimi farklı yöndeki şehir tanımlarını ekonomik faaliyete göre tanımlanacak hale getirir. Yine de tüm bu anlamlar gerçekte kenti tanımlamak için yetersiz. Çünkü kent ekonomik, fiziki ve aynı zamanda toplumsal bir olgudur. Bunların sadece tekiyle sınırlı tutulamaz. Kent üzerine ne kadar yorum yapılırsa yapılsın onu oluşturan, değiştiren; kimi zaman yaratan kimi zaman yok eden insandır.  

Tahmin edilebileceği üzere kent üzerine fazlaca yorum ve tanım vardır. Ancak içlerinden birine kulak vermeden bu yazı tamamlanmamalıdır. Dirimbilimci Henry Laborit’in tanımlamasına göre; “Kent belli bir toplumsal yapıda, egemen toplum kesiminin siyasal erkini ve iletişim araçlarının yardımıyla, söz konusu egemenliğine izin veren ve onu ayakta tutan bilgilerin yayılmasını sağlayan ve gereksinmeleri doğuran toplumsal yapının sürdürülmesi için gerekli bir araçtır ve pazar ekonomisinin zorunlu sonuçlarından biridir.”

Yazının devamını dergide okumak için tıklayın!

Internet üzerinden. Ücretsiz. 2006’dan bugüne aralıklarla, dönemler halinde çıktık. Yaratıcı ve kültürel ortamlardan etkinlikleri, sanatçıları, eserleri anlatan yazılar yazıyoruz. Yeni sayı çıkarmaya yakında devam edeceğiz. Buyrun!

Daha Fazla İçerik
Sisters of Mercy