Dergi 29 Ağustos 2019 Yazan: aademirci

Boo! Üçüncü Dönem Dördüncü Sayı

Bu sayıyı şimdi okumak için tıkla!

Varol Yaşaroğlu (özel röportaj)
Fırıldak Ailesi, Koca Kafalar, Çınar, Grafi2000… Hepsi hemen bizi tek bir isme götürüyor: Varol Yaşaroğlu. Kendisiyle son projesinden, çizgi dünyalardan, İstanbul’dan, İzmir’den bahsederek bambaşka bir dünyaya girdik. Bol bol da güldük. Varol Yaşaroğlu Boo! Dergisi’ne anlattı…

Orta Format (özel röportaj)
Çağdaş kelimesinin etrafında dört dönerek ulaşmak istedikleri noktaya doğru çetrefilli hızlarla ilerlemeyi tercih eden güruhun aksine çok yalın, zengin ve sağlam adımlarla yola çıkan iki genç fotoğrafçının bize sunduğu gündelik iş / güç koşturmacası içinde zaman zaman güncellenen bir internet dergisi Orta Format. Sorularımıza verdikleri yazılı cevaplarla yetinmeyip, (Tevfik Çağrı Dural yurt dışında olduğundan) eski Boo! okurlarının hatırlayacağı isimlerden Şener Soysal ile Kadıköy’deki Sığınak’ta buluştuk.

Leica
Hayatımızın en ücra köşelerine nüfuz ettiği son 10 yılda fotoğraf makinelerine olan ilginin artmasıyla pazara giren makine ve kullanıcı sayısında inanılmaz bir artış yaşandı. Dijital dünyanın oyuncaklarının peynir ekmek gibi tüketilmesi analog makinelerin retro, antika, koleksiyonluk sınıfında anılmasına neden oldu. Film ve kimyasal fiyatları yükseldi ama hala küçük de olsa bir kesim fotoğraf uğraşçısı orijinal görüntülerini film üzerinde saklamayı tercih ediyor. Biz de dijital açılımını biraz ertelemiş olan Leica markasının analog tarihine bir göz atalım dedik.

Lars von Trier
Onun için “resmin Dali’si” diyen de var, “modanın Lady Gaga’sı” diyen de; “tiyatro için in-your-face neyse sinema için Trier o” diyen de, hiç bitmeyen kötü bir şaka olduğunu düşünen de var. Lars von Trier son filmi Nymphomaniac ile yeniden gündemde. Önce kendisine, sonra yarattığı Dogma 95 akımına, son olarak ise yeni filmine değindik.

Joan Miro
2013’ün sonlarında Joan Miro ismi İstanbul sokaklarında kendine özgü renkleriyle görünmekteydi. Tarihten bir başka önemli ressamın sergisinin yurt satıhlarında konuk olacağının heyecanını yaşarken sergiye getirilen eserlerin sahte olduğu iddiasının ortaya çıkmasıyla hevesimiz kursağımızda kaldı. Sergi süresiz askıya alındı ama bu durum Miro’dan bahsetmemize engel değil. Barselona deyince akla gelen ilk sanatçılardan birisini, Joan Miro’yu sayfalarımıza taşıyoruz…

Peride Celal
Eski Türk filmlerini sevenler hatırlar belki, Kızıl Vazo’yu? Hani kan davalı iki ailenin çocuklarının aşkına dayalı Hülya Koçyiğit ve Murat Soydan filmini? Ancak Muazzez Tahsin Berkant ve Kerime Nadir kıvamında sayarsanız sadece buna bakarak Peride Celal’i, haksızlıktır bu. Geliniz, bakınız, bilmediğinizi öğreniniz.

Sentörler
Leyla ile Mecnun’un at adamından (ve o meşhur at muhabbetlerinden) tanırsınız belki sentörleri. Aslında Dionysos’un dostları ve hizmetkârıdır onlar. Gövdesinin yarısı at yarısı insan efsanevi yaratıklar.

Rüzgar Gibi Geçti
Saplantılı aşklar, tarihin gördüğü en büyük iç savaşlardan biri, döneminin standartlarının çok dışında yaşayan bir kadın ana karakter ve ince ince örülmüş bir olay örgüsü… Margaret Mitchell’ın tarihi romanı Rüzgar Gibi Geçti, dönemin olaylarını ele alış biçimi ve işlediği temalarla, basıldığı yıl olan 1930’dan beri kitapseverlerin raflarında kendine yer buluyor.

Büyük Budapeşte Oteli
ABD bağımsız sinemasının en renkli yönetmeni Wes Anderson’ın yazıp yönettiği Büyük Budapeşte Oteli, Nisan ayında beyaz perdede yerini aldı. Biz de renklerin iç içe geçtiği bu görsel şöleni sizler için mercek altına aldık.

Hotline Miami
“Retro” kavramı artık baktığımız her noktada, endüstrisi ne olursa olsun, kendisine belli bir yer edinmiş durumda. İnsanlar bu kavramı ve onun getirdiklerini farklı sebepler doğrultusunda seviyor. Yeni nesil daha önce karşılaşmadığı bir dünyayı yaşamak adına retro’yu benimserken, eski nesil retro ile geçmiş günlerini yad ediyor. Eski TV’ler, buz dolapları, kıyafetler ve şimdi de oyunlar. Bu furyanın içerisinden Hotline Miami’yi takdim ediyoruz…

Sürdürülebilir Bir Dünyada Yaşamak
Hızlıca betonlaşmaya başkadığımız şu yıllarda bu kirliliğe dur diyebilecek bir süper kahramanımız var. Kahramanımızın tek ihtiyacı ise bizim ona daha fazla destek olmamız. Bunun için ilk adım kendisiyle tanışmak: Kyoto Protokolü ve onun doğurduğu anlayışı pratiğe döken yeşil projeler.

Dahası var!
Nilipek, Haythuyt, Hülya Özdemir’in portfolyosu, sergi dosyası, eğitim öğretim siteleri, birtakım albümler, kitaplar, filmler… Hepsi ve daha fazlası Boo! dergisinin yeni sayısında.