Aylardan Kasım. Ekimde iyiden iyiye hissetmeye başladığımız sonbaharın doruk noktası bu ay olacak. Dökülmüş yapraklar, gri gökyüzü, serin rüzgar ve elbette, yağmur. Bu ay pek çoğumuz yağmurla yüzleşeceğiz, kimimiz isteyerek ve bekleyerek, kimimiz ise yakınarak. Bu anlarda bize eşlik edecek bir şarkıya ihtiyacımız olabilir diye düşündüm. Sizin şarkınız hangisi acaba?
dergiden
Rastgele
Fırıldak Ailesi, Koca Kafalar, Çınar, Grafi2000… Hepsi hemen bizi tek bir isme götürüyor: Varol Yaşaroğlu. Kendisiyle son projesinden, çizgi dünyalardan, İstanbul’dan, İzmir’den bahsederek bambaşka bir dünyaya girdik. Bol bol da güldük. Varol Yaşaroğlu Boo! Dergisi’ne anlattı…
Barselona deyince akla gelen ilk sanatçılardan birisini, Joan Miro’yu sayfalarımıza taşıyoruz…
Kırmızı halılar serilsin, tüm spotlar yakılsın! Bu ay sayfalarımızdan ikisine, 70’ler ve 80’lere damgasını vuran, modern zamanlar klasikleri arasında önemli bir yeri olan efsane grup Queen konuk.
İnsanlar önce kentleri oluşturdular, sonra onlara yön verdiler. Sonuçta kentler gelişti ve kendi yaşam, sanayi ve ticaret merkezlerine sahip oldular. Ve bu merkezler başta olmak üzere kent insan yaşamını yönlendirmeye başladı.
7PF2P tam 7 yıldır saygıyla Pink Floyd eserlerini çalıyor. Grubun Kadıköylü gitaristi Barış Kıran’la Karga Bar’ın bahçesinde buluştuk.
Tanımlanması zor bir tür icra eden The Feelies, müzik dünyasının Locus Solus’u olmaya devam ediyor. Bu külliyatı yalayıp yutmuş çevrelerin gıptayla baktığı, yalın, yıldız olma derdi olmayan, ağırbaşlı, ilham veren ve buna rağmen taklit edilemez bir grup. 80’li yılların aort damarı ve türünün tek temsilcisi The Feelies bu ay bizlerle.
Risk almayı seven Bel Canto, Nordik ülkelerin elektronik müziğinin şekillenmesinde önemli bir yere sahipti. Norveç deyince akla ilk gelen grup değillerdi belki, ancak günümüzdeki ‘butik elektronik grupların’ orijinal işler çıkarmasında fitili ateşleyenlerin başında yer alıyordu.
Tam 18 yıldır albümün a’sından bahsetmeyen The Sisters of Mercy, müzik endüstrisinin kalıplaşmış figürlerine karşı tek başına kararlı bir şekilde duruyor. Goth’un tanrısı ilan edilen Andrew Eldritch önderliğindeki The Sisters of Mercy’i yakından tanıyalım.
Dünya yıkılır, yeniden kurulur. Yıkılır, yeniden kurulur. Yıkılır, yeniden… Anka Kuşu hep oradadır, dünya var olmaya başlamadan önce ve dünya yok olduğunda. Çünkü sonsuz yaşamdır Anka, yeniden doğuş.
Dünyanın en prestijli spor organizasyonlarına hoş geldiniz!
Leyla ile Mecnun’un at adamından tanırsınız belki sentörleri. Aslında Dionysos’un dostları ve hizmetkârıdır onlar. Gövdesinin yarısı at yarısı insan efsanevi yaratıklar.















